Home / Posts Tagged "Güncel Konular"

Kar yağışını özleyenler için geçen yıllardan nefis kar manzaları hazırladım sizlere

Türkiye kışın bir başka güzel diyerek ekilen foroğrafların kartpostalları aratmadığını görüyoruz.

Türkiye kışın bir başka güzel

 

 

Türkiye kışın bir başka güzel

Türkiye kışın bir başka güzel

 

Türkiye kışın bir başka güzel

Soğuk ve kar yağışı olumsuzluklar yaşatsada yurdumuzun değişik yerlerinde kartpostallari aratmayan manzaralarla  karşılabilirsiniz.Hayal kurmaya devam edelim bizde kar yağışını bekleyelimHaber spikerlerinden de özellikle ricamız var tabiki yağan kar için beyaz felaket diye yayın yapmayın lütfen.

Bekliyoruz umarız en kısa sürede kar yağar.

Kış mevsiminin kendini hissettirmesiyle birlikte yaşam tarzımızda da değişiklikler olur. Daha az hareket edip daha fazla yemeğe başlayabiliriz. Yaza doğru hızla kilo verip, kışın verilen kiloların alınması elbette istenilmeyen bir durum.
Yazdan kışa geçişte bağışıklık sisteminin de zayıfladığını belirten Diyetisyen Özlem Sert Aydın, bu nedenle hem vücudu hastalanmaktan koruyacak hem de kilo almayı önleyecek kışa özel bir diyet yapılmasını öneriyor. Aydın’ın önerileri şöyle:

Vitamin ve minerallere ağırlık verin
Enfeksiyonlara yakalanmamak için vitamin ve minerallerden zengin beslenmeli. Özellikle A, C, B6, E vitamini ve Çinko, Selenyum minerallerinden zengin olan kış sebzelerinden brokoli, lahana, brüksel lahanası, kırmızı lahana, karnabahar, havuç, marul, yeşil biber, roka, sarımsak, soğan ve meyvelerden portakal, mandalina, greyfurt, kivi, elmadan bir veya birkaçı günlük beslenmemizde yer almalı.
Su içmeyi ihmal etmeyin
Kışın su kaybının azalması nedeniyle su içme alışkanlığımız da değişebilmekte ama vücudumuzun metabolik işleyişi için yaz kış suya ihtiyacı var. Günde 2-2,5 lt su içmeyi asla ihmal etmemeliyiz.
TV karşısında atıştırmalara dikkat

Kış gecelerinde televizyon karşısında geçen zamanın da artmasıyla kişi daha fazla yeme isteği duyar. Yağlı, şekerli, hamurlu yiyecekler yerine taze sebze ve meyveler tercih etmeli

Demir eksikliğine dikkat
Daha çok çocuklar ve kadınlarda görülen, üşüme, halsizlik, baş dönmesiyle kendini gösteren demir eksikliği de kışın artar. Günlük beslenmelerinde et, kuru fasulye, yeşil mercimek, barbunya, nohut, yeşil yapraklı sebzelerden destek alınmalı ve beraberinde demirin emilimini hızlandırmak için mutlaka limon suyu ilaveli salata tüketilmeli.
Haftada en az 2 kez balık tüketin
Güneş ışığını daha az almamız nedeniyle daha mutsuz bir moda gireriz, bu nedenle de kışa doğru depresyon vakaları da artar. Sinir sistemimizin güçlenmesi için haftada en az 2 kez balık tüketilmeli, günde 10-15 adet fındık veya badem gibi kuruyemişler yenilmeli.
Yemeği sıvı yağla pişirin
Yemekleri pişirirken margarin ve tereyağından kaçınılmalı, sıvı yağlarla yemek yapılmalı. Etli yemeklerde de yağsız et kullanılmalı. Kızartma yerine ızgara veya buğulama veya fırında pişirme tercih edilmeli.
Bitki çayları tüketin
Bitki çayları, kışın hem içimizi ısıtacak hem de içeriğindeki yararlı maddeler bizleri hastalıklara karşı koruyacaktır. Kuşburnu, ıhlamur, adaçayı, rezene, nane-limondan günde 1-2 fincan içmemizde fayda var.
Öğünlerinizde yeşil çaya daha fazla yer verin
En fazla yeşil çayda bulunan kateşin adlı antioksidan maddenin kilo kaybını hızlandırdığı ve özellikle karın bölgesindeki yağlanmayı azalttığı, metabolizmayı hızlandırdığı araştırmalarca desteklenmekte. Günde 2-3 fincan yeşil çayı mümkünse limonlu içmeye çalışın.
Günde yarım çay kaşığı tarçın tüketin
Günde tüketilen yarım çay kaşığı kadar tarçının en başta şekeri dengelediği artık bilinmekte, bunun yanı sıra tarçın tükettiğiniz yiyeceklerin yağa dönüşümünü de azaltmaktadır. Tarçını tek başına tüketmek biraz zor olabilir, günlük tüketmeniz gereken süt veya yoğurt içerisine katarak daha rahat tüketebilirsiniz.
Mutlaka kahvaltı yapın
Kahvaltı mutlaka yapılmalı ama poğaça, kek, simit türü yiyeceklerle değil. Ekmek, peynir, zeytin, domates, salatalık ve haftada 1-2 kez yumurta yenilmeli. Öğle ve akşam çorba, salata, yoğurt yanına ızgara et veya etli sebze yemeği veya kuru baklagiller tüketilmeli.
Hürriyet.

Sözünü bilen kişinin / Yüzünü ağ ede bir söz
Sözü pişirip diyenin / İşini sağ ede bir söz
Söz ola kese savaşı / Söz ola kestire başı
Söz ola ağulu aşı / Bal ile yağ ede bir söz
Kişi bile söz demini / Demeye sözün kemini
Bu cihan cehennemini / Sekiz uçmağ ede bir söz

Bir tek söz nelere kadirmiş meğer? Hem öldürür, hem diriltirmiş. Hem savaş keser, hem baş kestirirmiş. Bazen zehirli aşı bal ile yağ eden bir panzehir olur, bazen de cehennemi cennete çevirirmiş. Yeter ki söz ham olmasın, pişmiş olsunmuş.
Bizim Yunus öyle diyor. Doğru söylüyor. Doğru söylediğini Kelime-i Şahadet´ten biliyoruz. Çünkü bir söz kişiyi küfür karanlığından imanın aydınlığına çıkarıyor. Yine Kelime-i Tevhid´den biliyoruz. O kelime ki, Nebi´nin ifadesiyle, bir tanesi Hak katında tüm evrenden daha ağır çekiyor. Yunus Emre söz medeniyetinin çocuğu. Bu yüzden sözün kadr u kıymetini biliyor. Bu yüzden sözün gücüne inanıyor. Bu yüzden sözün gücünü gücün sözünden üstün tutuyor. Zira Yunus´u yetiştiren medeniyetin kurucu aklını sözlerin şahı olan vahiy, yani Kur´an temsil ediyor.

Elinizde tuttuğunuz ÖZLÜ SÖZLER, vahyin imbiğinden damıtıldı. 1992´de başlayıp 2008´de hitama eren tefsir derslerimiz sırasında sarf edildi kahir ekseriyeti. Birçok tefsir talebesi bu sözleri topladı. Bazıları bir inci saklar gibi özel defterlerde sakladı. Bu sözler dilden dile, gönülden gönle aktarıldı. El yazma nüshalardan çoğaltılıp dağıtıldı. Bazen ajanda, bazen dosya, bazen CD, bazen defter şeklinde bana da ulaştırıldı. Hepsinde ortak istek, bu sözlerin bir kitapta toplanmasıydı.
Zira bu sözler “hap sözler” diyebileceğimiz spot cümlelerden oluşuyordu. Akılda kolay kalıyor, vahiyle aklını inşa etmek isteyen kişilere meramlarını ifade etme kolaylığı sağlıyordu. Bazen bir tek cümle, ancak bir kitap ile ifade edilecek bir hakikati taşıyabiliyordu. Israrlara fazla dayanamadık.

Vahyin İmbiğinden Damıtılan ÖZLÜ SÖZLER´i bir kitapta toplayıp, söz medeniyetinin çocuklarına sunduk.
Sahipli sözleri, emanete riayetin bir gereği olarak, sahibine nisbet ettik. Çok nadir olarak bize ait olmayan, fakat sahibini bilemediğimiz sözleri de naklettik. Onları “tırnak içine” aldık. Bu, o kadar önemli mi? Evet, önemli. Zira bir sözü sahibine nisbet ederek aktarmak, hem emeğe saygının hem de alıntı ahlakının bir gereğidir. Bu hassasiyetimize rağmen, ihtiyaten söylemeliyim ki, zihnimizin kayda aldığı ve fakat sahibini unuttuğu için sahiplendiği nadir sözler de olabilir. Eğer varsa, bu tür sözler için sahiplerinden huzurunuzda helallik dilerim.
Bilir ve inanırım ki söz söyleyenin/yazanın neresinden çıkarsa, dinleyenin/okuyanın orasına varır. Dudaklardan çıkan sözler kulak kepçesinde kalır, yürekten çıkan sözler yürekleri bulur. Dilerim ki, benim sözlerim de yüreğimden çıkıp yürekleri bulsun. Vahyin İmbiğinden Damıtılmış ÖZLÜ SÖZLER, “özden sözler” olsun, siz okurların da özünü bulsun. Yürek toprağına bir tohum gibi düşsün, orada iman güneşi ve irfan suyu ile tuba ağacına dönüşsün.

Sözümüzün özümüze, özümüzün hakikate ayna olması niyazımla.
mustafaislamoglu.com

O saf ve temiz duyguları birde böyle okumalı, hissetmeli! Çocukluğunu özleyenler ve çocuk kalmak isteyenler için muhteşem 2 kıta var sırada! Kendinizi biraz olsun umutlu ve mutlu hissedeceksiniz!

……Çocukluk….
Çıkmışçasına yüksek dağların zirvesine yaşamaktır hayatı zaferi kazanmışçasına kötülüklere karşı…
Bakıp ta aynaya ilk ve son kez masumluğu görmektir..
Saklambaç oynamaktır ağaçların arkasında..hiç bulunamamacasına
Ve çocuk olarak kalmaktır yüreğin arzuladığı masumluklarda….

Hayallerin dolgun dünyasına balıklama dalmak balık tutmaktır..
Çocuk olmak, su birikintisi gördüğünde suda zıplamaktır taki üstünü ıslatana dek…
ßana düşLerini kiraLarmısın aßi? ayakkaßıLarını ßedava ßoyarım. .