Home / Posts Tagged "besmelenin anlami"

Besmele’nin Anlamı ve Önemi
Besmele, bir işin Allah’ın adıyla, Allah adına, O’nun verdiği güç ve sağladığı imkânla, sadece O’nun rızası ve hatırı için, işe O’nun adını katma duygusunu dile getirmenin vesilesidir. Kısaca Besmele, Allah’ı hatırda tutmanın ve her işe Allah’ı şahit tutmanın en güzel ifadesidir.
Bir işe başlarken niyetin önemi neyse, Besmele’nin önemi de odur. Besmele, hayatı bilinçli yaşamanın ve Allah adına farkındalığın Kur’âncasıdır. Bu farkındalık gereği insan, hatalardan ve yanlışlıklardan uzaklaşmayı da önemli ölçüde başarır.
Besmele’yi “Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla” şeklinde tercüme etmek mümkün olduğu gibi, “Rahmân Rahîm Allah Adına”[5] şeklinde çevirmek de mümkündür. Ayrıca “Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın aşkına” tercümesi de baştaki bâ harfinin “sebebiyet” anlamına uygundur. Bu ifade ile insanlar, bir işe Allah’ın adıyla başladıklarını söyledikleri gibi, o işte Allah’ın rızasını gözettiklerini de ifade etmiş olurlar.





ı. İsm Kelimesinin Anlamı
Besmele’nin ilk tamlaması bismillâh ifadesinin ilk kelimesi olan اسْمِ ism sözcüğü “yücelik” anlamındaki sümüvv kökünden gelmektedir. Bu itibarla “Allah’ın adıyla” veya “Allah’ın adına” demek, aynı zamanda “O’nun yüceliğine inanarak” ve “bunu ifade ederek bir işe başlamak” demektir.
ıı. “Lafza-i Celâl” Yüce Allah’ın Özel İsmidir
اللّٰه Allâh kelimesi, Yüce Allah’ın özel ismidir. Bu keli­menin kökeni hakkında çeşitli iddialar ileri sürülmüş­tür. Biz bu iddialara girmeden, adına lafza-ı celâl (lafzatüllâh) denen bu kelimenin, Yüce Allah’ın özel ismi olduğunu belirtmek isteriz. Bu kelimenin herhangi bir kelimeden veya kökten türetil­mediğini kabul edenlerin görüşünü benimsediğimizi özellikle ifade etmeliyiz. Söz konusu isim, tekil bir kelime olup çoğulu yoktur. Başındaki hemze ve lâmdan oluşan ilk iki harfin diğer eliflâm takıları gibi kabul edilme­mesi gerektiğini de hatırlatmak durumundayız.
اللّٰه Allâh kelimesi, tercüme edilemez; bu anlamda yapılan tercümeler eksiktir. Onun ye­rine kullanılan kelimelerin Arapçada farklı karşılıkları bulunmaktadır ve söz konusu kelimeler Yüce Allah’ın adı olmaktan ziyade, birer sıfatını karşılayabilirler. Bu durumda ilgili tercümelerle Allâh kelimesi değil, ilâh gibi başka sıfatlar kastediliyor demektir. Allah lafzı, harflerinin farklı sayıda okunması halinde de Yüce Allah’ı nitelendiren çok özel bir kelimedir. Lillâh, ilâh, lehû, hû vs. şeklindeki okumaların hepsinde sonuç Yüce Allah ile ilgili bir anlama çıkar. Bu nedenle Allâh kelimesini kullanmaya devamın çok önemli olduğunu ve onu tercümeye kalkışmamak gerektiğini belirtmekle yetinmek istiyoruz.
ııı. Rahmân – Rahîm Sıfatları Merhametinin Göstergesidir
اَلرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِۙ “Rahmân’dır, Rahîm’dir.” Bu iki sıfatın anlam farkına değinmeden önce, şu hususun bilinmesi gerekir: Yüce Allah, ilâhî vahyinin ilk sûresinde kendisini iki defa iki farklı rahmet ve merhamet sıfatıyla tanıt­maktadır. Bu sıfatlar hak­kında pek çok yorum yapılmış, kelimeler çeşitli yönler­den ele alınarak iki kelimenin farklı anlamlar içerdiği ispatlanmaya çalışılmıştır.
Yüce Allah’ın merhametiyle ilgili olarak şu âyetleri hatırlatmakta yarar vardır: “Allah insanlara çok şefkatlidir; çok merha­metlidir”[6], “Rabbiniz merhameti Kendisine yazmıştır”[7], “Rahmetim her şeyi kuşatmıştır”[8], “Biz seni ancak ve an­cak âlemlere rahmetimiz gereği gönderdik”[9], “Allah size merhamet (yardım) ediyor; melekleri de.”[10] Bu ve benzeri âyetlerde Yüce Allah, kendisini hem merhametin kaynağı, hem de merhamet eden varlık olarak tanıtmaktadır. Dolayısıyla Rahmân ve Rahîm sıfatları, Yüce Allah’ın merha­metinin iki yönünü oluşturduğu muhakkaktır.





Süreklilik ve değişmezlik bildiren sıfat-ı müşeb­behe olarak Rahmân, “özünde merhametli”; oluş ve ye­nileniş bildiren ism-i fâil olarak Rahîm, “işinde merha­metli”[11] diye tanımlanabilir. Merhamet edebil­mek için elbette öncelikle merhametin sahibi olmak gerekir; Yüce Allah da Kendisini bu şekilde tanıtmaktadır.
Biri diğerinin zorunlu sonucu olarak ifadeye çalıştığımız Rahmân ve Rahîm sıfatları hakkında şöyle ayı­rımlar da yapılmaktadır: Rahmân, “kullardan veya başka varlıklardan benzerinin çıkması düşünülemeyen nimetleri veren”; Rahîm ise, “ben­zerlerini kulların da gerçekleştirebileceği nimetlendirmeyi yapan” anlamına gelir. Bu nedenle Rahmân, Allah’tan başkasına isim ola­rak verilemezken, Rahîm verilebilir.[12] “Yüce Allah’ın Rahmân oluşu, ezele (başlangıcının ol­mamasına), Rahîm oluşu da ölümsüzlüğüne göredir. Bundan dolayı yaratıklar Yüce Allah’ın Rahmân olması nedeniyle başlangıçtaki rahmetinden, Rahîm olmasıyla da sonuçta meydana gelecek merhametinden doğan ni­metler içinde büyürler ve ondan faydalanırlar. Bu nok­taya işaret etmek amacıyla Yüce Allah için “dünyanın Rahmân’ı, âhiretin Rahîm’i” denilmiştir. Aslında Yüce Allah, dünyanın ve âhiretin hem Rahmân’ıdır; hem de Rahîm’idir.”[13]


Rahmân ve Rahîm sıfatlarıyla ilgili şu son değerlen­dirmeyi yaparak konuyu toparlamak istiyoruz: İnsanın doğumundan ölümüne kadar çeşitli şartlarda hayat sürdüğünü bilmekte, görmekte ve bizzat yaşamaktayız. Hava şartları bazen sıcak, bazen soğuk, bazen ılık, bazen tipi, bazen yağmur, bazen kar yağışlı vs. şeklinde ger­çekleşmektedir. İnsanın bütün bu şartlarda her zaman aynı oranda mem­nun ve rahat olması veya herkesin eşit derecede mem­nuniyet içerisinde bulunması mümkün değildir. Bu nedenle, benzer şartlarda yaşamalarına rağmen çeşitli şikâyetlerin dile getirildiğine defalarca şahit olmuşuzdur.





Hayatın en rahat dönemi, insanın doğumundan ön­cesine aittir. Yüce Allah’ın: “En güçlü, en sağlam yer”[14] ifadesini kullandığı bu yer “ana rahmi”dir. Rahimdeki sıcaklık ve korunaklılık, insan hayatı için tam bir mü­kemmellik arz etmektedir. İşte insanın en rahat ve mu­hafazalı yeri olan rahm/erhâm (rahim/rahimler) ile Yüce Allah’ın bu ilk sûrede iki defa zikrettiği Rahmân ve Rahîm sıfatları aynı anlam kökünden, yani “merhamet”ten gelmektedir. Yüce Allah’ın, bir annenin yavru­suna beslediği şefkatinin kat kat fazlasını kullarına beslediğinde hiç şüphemiz yoktur.
Yüce Allah’ı merhametiyle tanımamız ve tanıtmamız için O kendisini bu iki sıfatıyla bize anlatmakta, biz­den de aynı doğrultuda eğitim yapmamızı istemektedir. Dışlayan, azap etmek için fırsat kollayan, kullarına azap etmekten zevk alan bir varlık değil de, merhameti bütün yaratılmışları çepeçevre kuşatan bir Allah anlayı­şını topluma kazandırmak durumundayız. “Sürekli ya­kan ve azarlayan Allah” motifi yerine, “seven, şefkat ve merhamet eden, koruyup kollayan, ödüllendirmede sınır tanımayan, bağışlayan, affetmek için dua isteyen bir Allah” moti­fiyle O’nu tanıtmak zorundayız; çünkü O, kendisini böyle nitelendirmektedir. Rahmân ve Rahîm sıfatları bize bu anlayışı vermek için ilk sûrede iki kez yer almaktadır.

BESMELE NE DEMEK?..ANLAMI..
Besmele nedemek? Besmele nedemek hiç düşündünüz mü acaba.Söylediğimiz bu sözcükler   söylemek istediğimiz nedir.Yada ne söylüyoruz. Bunları mutlaka bilmeliyiz..                                          ,

Besmele söylerken “Bismillahirrahmanirrahim” deriz..

Anlamı..(“B” işareti kapsamı itibarıyla) Esmâ‘sıyla varlığımı yaratan ismi Allâh olanın Rahmaniyeti ve Rahıymiyeti ile… (A.Hulusi)

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın ismiyle. (Elmalı)BESMELE1

Bismillahirrahmanirrahim Kur’an ı bir siteye benzetirseniz, muhteşem bir siteye bu sitenin kapısı, portalı fatiha diyebiliriz. Sitelerin, evlerin, konakların, sarayların kapısı insanın yüzüne benzer. İnsanın tüm tavırlarını, insanın korkusunu hüznünü, acısını, elemini yüzünden okuyabilirsiniz. İşte aynen öyle bir konağın, bir sarayın, bir sitenin içinin nasıl olduğunu kapısından anlayabilirsiniz. Onun için Kur’an ın da tüm özelliklerini, fatihaya bakarak anlayabilirsiniz.

Fatiha eğer Kur’an sitesinin kapısı ise, bu kapının anahtarı da Besmeledir. “Bismillahirrahmanirrahim” anahtarı ile bu kapıyı açarsanız. Şimdi rahman ve rahim olan Allah’ın adıyla anlamına gelen besmelenin anlamı üzerinde bir miktar durmak istiyorum.

Besmelenin salt anlamı; Rahman ve rahim olan Allah’ın adıyla. Hepimizin bildiği gibi. Başındaki B harfi ilsak içindir Arap dilinde Yani bir şeyi bir şeye bağlamak, iki şey arasında köprü kurmak, iki şey arasında bir iletişim sağlamak içindir. Bu anlama gelir. Besmelenin başındaki B harfi.

Peki besmele neyi, neye bağlıyor? Bu ilsak niçindir, besmelenin sırrı da burada gizlidir işte. Besmelenin tüm hikmetini o B harfi vermektedir.

Çünkü besmele hayatı Allah’a bağlayan bir köprüdür.

Besmele eşyayı kutsala bağlayan bir bağdır. Besmele Yüreği rabbine bağlayan bir kablodur. Besmele;

Dünyayı ukbaya bağlayan,
geçiciliği kalıcılığa bağlayan,
eşyayı yaratana bağlayan,
mahluku halık‘a bağlayan en sağlam bağ.
Besmele bu anlamıyla bir hayat felsefesidir. Besmeleli insan Allahlı insandır.

Bir işe başlarken efendimiz, Onun için besmele çeker ve bize de çekilmesini tavsiye ederdi.

Niçin?

Çünkü besmele bir hayat felsefesidir. Besmele ile başladığınız bir iş, Allah’a ısmarladığınız bir iştir.
Bir işe başlarken besmele çekmenizle siz şunu söylemiş oluyorsunuz.

1 – Ben bu işi Allahlı yapıyorum. Allahsız düşünmüyorum ben bu işi, Ben bu işime Rabbimi karıştırıyorum.

2 – Ben bu işi Allah sayesinde yapıyorum, ondan aldığım güç, ondan aldığım akıl, ondan aldığım nimet, ondan aldığım beden sayesinde yapıyorum. Yani o bana rahmet etmemiş olsaydı ben bu işi yaparken kullandığım el, ayak, göz, kulak, dil dudak, zihin, eşya, para her ne ise kullandığınız her bir şey, eğer o vermemiş olsaydı ben yapamazdım demektir. Onun için besmele bu manada bir teşekkürdür. Allah’a teşekkür.

Yine besmele bir başka anlamıyla “Ya rabbi..! senin yardımını istiyorum.” duasıdır aynı zamanda. “Yarabbi ben bu işi yapıyorum, sana da haber veriyorum ki sen yardım edesin, sen yetişesin, sen bu işe el katasın.” Demektir.

Görüyorsunuz Besmelenin nasıl bir hayat felsefesi, bir bakış açısı demeye geldiğini. Onun için bu anlamıyla besmele sekülerizmi reddetmektedir, yani Allah’ın karışmadığı hiçbir iş yoktur demektir. Onun için günaha besmele çekilmez. Niçin? Allah’ın razı olmadığı şeye, Allah’ın adı ile başlanmaz.
İşte hayatı besmeleli olan bir insan, hesabı verilecek bir hayat yaşamış demektir aynı zamanda.

“Bismillahirrahmanirrahim” in B harfinden sonra gelen ism bir görüşe göre sumu yücelikten, bir görüşe göre de alamet işaret manasına gelen vesm kökünden gelir. Tabii bunlar aynı zamanda iki farklı bakış açısının, iki ayrı ekolün yorumlarıdır. Ama ben ayrıntısına girmeyip hemen geçiyorum, yani eşyanın, isim sahibi olan her şeyin bir yüceliği vardır manasına gelir eğer sumu kökeninden geliyorsa. Sumu yücelik demektir. Şeref demektir. Yani isim sahibi olmak başlı başına bir şereftir. Yani var olma şerefine ermek demektir. Yokluğa karşı varlık bir şeref.

Eğer vesm kökünden geliyorsa bu seferde şu manaya gelir, işaret alamet, yani bir şeyin ismi o şeyin alametidir. O şeyin belgesidir. Bir şeyin ismi onun niteliğini gösteren bir belge demektir anlamına gelir.

Allah ismi özel bir isimdir. Fatiha içerisinde geçen Allah lafzını ben besmele de tefsir etmek istiyorum. Ki fatihanın içinde yeniden tefsir etme gereği durmayayım. Onun için Allah lafzı üzerinde bir miktar durmam gerekiyor.

Allah lafzı özel bir isimdir. Kur’an ı hakimde 2.000 i aşkın sayıda Allah’ın en çok geçen adıdır. Ve bu ad Allah’ın özel adı olması hasebiyle, Allah’ın tüm güzel isimlerinin de kendisine sıfat olduğu bir mevsuftur. Onun için Allah-u Kerimun, Allah-u Halıkun, Allah-u Azizun, Allah-u Alimun diyebilirsiniz. Yani Allah’ın tüm diğer isimlerini bu isme sıfat olarak kullanabilirsiniz. Onun için Allah’ın bir tek ismi vardır O da Allah lafzı celalidir ki tüm diğer isimlerine sıfat olabilir. O sebeple Allah ismi celali, Allah’tan başkası için hiçbir şekilde kullanılmaz. Türetilmemiştir. Başka görüşler olsa da, yaygın görüş herhangi bir kelimeden türetilmediği, müştak olmadığı yönündedir.

Yine çoğulu yoktur. Allah’lar denemez. Bunu söyleyen kimse cehaletini göstermiş olur. Yine Allah lafzı celalinin yerini hiçbir isim tutmaz. Onun yerine bir başka isim geçirilemez. Örneğin Tanrı, Örneğin İlah; Allah lafsının yerini kesinlikle tutmaz. Ancak Allah’ın diğer isimleri ile birlikte Allah’ın has ismi olan Allah kullanılabildiği gibi, Allah ismi dışındaki diğer isimler ve sıfatlar tek başına kullanılabilir.

Er Rahman. Rahman sıfatı müşebbehedir Arap dilinde. Bu bir şeyin özünü ifade eder. Yani bu kimdir sorusuna verilen bir cevaptır. Allah kimdir diye sorarsanız eğer, cenab-ı hak kendisini bize rahman diye tanıtıyor. Onun için errahman ismi de Allah’a hastır. İnsana verilemez. Bu yüzden alimler müfessirler isim olarak özel, fiil olarak genel demişler. Yani Er Rahman Allah’a has bir isimdir ancak tezahürü, tecellisi tüm alemi kapsar. Allah Rahman ismi sayesinde yerlere göklere lütfeder.

Rahman isminin kapsamında yalnız müminler değil, kafirlerde vardır. Yalnız canlılar değil cansızlar da vardır. Yalnız şuurlular değil şuursuzlar da vardır. Yani Allah Rahman ismi sayesinde gökleri tutmakta, hayvanları yaşatmakta, ağaçları, otları ve tüm alemi, varlığı ayakta tutmaktadır. İşte Rahman isminin bir tecellisidir.

Rahim ismi, Allah’ın kelime özelliği olarak ismi faildir. Mübalağa ile ismi fail, Allah’ın fiili sıfatına delalet eder. Rahman zatına delalet eder, yani ey Allah’ım sen kimsin sorusuna rahmandır cevabını verebilirsiniz.

Peki Rahimdir hangi soruya verilecek cevaptır? Onun sorusu da ; Ey Allah’ın sen yaptığın işi nasıl yaparsın.” Dır. Yani Rahmetle yaparım. Ben Rahmanım, acıyanım, ben rahmetliyim, merhametliyim, ben şefkatliyim, ben sevenim, yaptığım işi de rahmetle yaparım. Muamelemi Rahmetle yaparım. Onun için Rahim ismi fiilidir, Rahman ismi zatidir. Öz varlığına yönelik bir sıfattır, boyuttur rahmet, Ama Rahim Allah’ın fiiline mütealliktir. Yaptığı her bir şeyi Rahmetle yapar demektir. Onun için Allah bizatihi zatında rahmetli ve fiillerinde de merhametlidir.

Biz besmeleyi bu mana da şöyle tercüme edebiliriz; Rahman özelliği ile tüm yaratıklarına merhametle muamele eden Allah’ın adıyla. Tam tercümesini bu şekilde yapabiliriz. Rahman özelliği sayesinde tüm yaratıklarına merhametli davranan, merhametli muamele eden Allah’ın adıyla.

Besmele hüküm olarak fatihadan bir ayet mi, değil mi tartışmasına girmek istemiyorum. Bu konuda bizden önce çok söz söylenmiş ancak besmelenin Kur’an dan bir ayet olduğu konusu hiç kimsenin ihtilaf etmediği bir konudur.

Bilindiği gibi Neml suresinden bir ayettir besmele.

“İnnehu min süleymane ve innehu bismillahirrahmanirrahıym.” (Neml/30)

Süleyman A.S. ın Sebe kraliçesi Belkıs’a yazdığı mektup bu cümle ile başlıyormuş. Kur’an ın bize verdiği bilgiye göre. Oradan anlıyoruz ki besmele sadece Muhammed A.S. ümmetine has bir cümle değil, bir anahtar değil Muhammed A.S. ümmetinden önceki İslam peygamberlerinin de kullandığı bir anahtar. Yine bu sözümüzü, bu yargımızı Kur’an da ki bir başka ayette doğruluyor.

..bismillahi mecraha ve mürsaha .. (Hud/41) Gemiye binerken ve tüm inananlarını gemiye alırken, gemi hareket etmeden yani gemiyi bu cümle ile hareket ettiriyor. bismillahi mecraha ve mürsaha Tufan yolculuğuna Hz. Nuh Peygamber ve inananları böyle başlıyorlar. İşte buradan da anlıyoruz ki insanlık tarihi boyunca besmele İslam peygamberlerinin tümü tarafından bir anahtar olarak kullanılmış.

Bu bize neyi ifade ediyor? Şunu ifade ediyor; Evrensel değişmez değerlerin öbür adı olan İslam’ın, değişmez değerlerinden biri de besmelenin verdiği bakış açısıdır. Yani Allah;

1 – İnsanın her bir işine karışır.

2 – İnsan eğer Allah’ın yardımını istiyorsa, Allah ile başlamak durumundadır.

3 – İnsan yaptığı her bir şeyde Allah’a olan borcunu hatırlamak ve ona teşekkür etmek durumundadır. İşte bu insanlığın değişmez değerlerinden birinin değişmez bir göstergesidir.

Bu manada besmelenin Kur’an dan bir ayet olduğu konusunda hiç kimsenin tereddüdü yok. Ancak surelerin başında birer ayet mi sorusu sorulmuş ve buna farklı cevaplar verilmişse de bendeniz bu konuda besmelenin surelerin başında, sadece sureleri birbirinden ayırmak için yapılan bir iktibas, ayetten bir iktibas olduğu görüşündeyim. Fatihanın başındaki besmelenin de aynı olduğu görüşündeyim. Çünkü Besmele Peygamber A.S. İlk inen ayeti kerime şöyle başlıyordu. Besmeleyi emrederek başlıyordu.

“Ikra’ bismi rabbikelleziy halak.” (Alâk/1) yaratan rabbinin adıyla oku.

Demek ki peygamber A.S. a ilk indirilen ayet besmele ile başlamasını emrediyordu. Yani besmele ile başlamıyor, besmeleyi emrediyordu. Onun için Peygamber A.S. işte bu emri tutarak Kur’an okumaya besmele ile başladı

Besmele söylerken “Bismillahirrahmanirrahim” deriz..

4147

Anlamı..(“B” işareti kapsamı itibarıyla) Esmâ‘sıyla varlığımı yaratan ismi Allâh olanın Rahmaniyeti ve Rahıymiyeti ile… (A.Hulusi)

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın ismiyle. (Elmalı)

 Bismillahirrahmanirrahim Kur’an ı bir siteye benzetirseniz, muhteşem bir siteye bu sitenin kapısı, portalı fatiha diyebiliriz. Sitelerin, evlerin, konakların, sarayların kapısı insanın yüzüne benzer. İnsanın tüm tavırlarını, insanın korkusunu hüznünü, acısını, elemini yüzünden okuyabilirsiniz. İşte aynen öyle bir konağın, bir sarayın, bir sitenin içinin nasıl olduğunu kapısından anlayabilirsiniz. Onun için Kur’an ın da tüm özelliklerini, fatihaya bakarak anlayabilirsiniz.

Fatiha eğer Kur’an sitesinin kapısı ise, bu kapının anahtarı da Besmeledir. “Bismillahirrahmanirrahim” anahtarı ile bu kapıyı açarsanız. Şimdi rahman ve rahim olan Allah’ın adıyla anlamına gelen besmelenin anlamı üzerinde bir miktar durmak istiyorum.

Besmelenin salt anlamı; Rahman ve rahim olan Allah’ın adıyla. Hepimizin bildiği gibi. Başındaki B harfi ilsak içindir Arap dilinde Yani bir şeyi bir şeye bağlamak, iki şey arasında köprü kurmak, iki şey arasında bir iletişim sağlamak içindir. Bu anlama gelir. Besmelenin başındaki B harfi.

Peki besmele neyi, neye bağlıyor? Bu ilsak niçindir, besmelenin sırrı da burada gizlidir işte. Besmelenin tüm hikmetini o B harfi vermektedir.

Çünkü besmele hayatı Allah’a bağlayan bir köprüdür.

Besmele eşyayı kutsala bağlayan bir bağdır. Besmele Yüreği rabbine bağlayan bir kablodur. Besmele;

  • Dünyayı ukbaya bağlayan,
  • geçiciliği kalıcılığa bağlayan,
  • eşyayı yaratana bağlayan,
  • mahluku halık‘a bağlayan en sağlam  bağ.

Besmele bu anlamıyla bir hayat felsefesidir. Besmeleli insan Allahlı insandır.

Bir işe başlarken efendimiz, Onun için besmele çeker ve bize de çekilmesini tavsiye ederdi.

Niçin?

Çünkü besmele bir hayat felsefesidir. Besmele ile başladığınız bir iş, Allah’a ısmarladığınız bir iştir.

Bir işe başlarken besmele çekmenizle siz şunu söylemiş oluyorsunuz.

1 – Ben bu işi Allahlı yapıyorum. Allahsız düşünmüyorum ben bu işi, Ben bu işime Rabbimi karıştırıyorum.

2 – Ben bu işi Allah sayesinde yapıyorum, ondan aldığım güç, ondan aldığım akıl, ondan aldığım nimet, ondan aldığım beden sayesinde yapıyorum. Yani o bana rahmet etmemiş olsaydı ben bu işi yaparken kullandığım el, ayak, göz, kulak, dil dudak, zihin, eşya, para her ne ise kullandığınız her bir şey, eğer o vermemiş olsaydı ben yapamazdım demektir. Onun için besmele bu manada bir teşekkürdür. Allah’a teşekkür.

Yine besmele bir başka anlamıyla “Ya rabbi..! senin yardımını istiyorum.” duasıdır aynı zamanda. “Yarabbi ben bu işi yapıyorum, sana da haber veriyorum ki sen yardım edesin, sen yetişesin, sen bu işe el katasın.” Demektir.

Görüyorsunuz Besmelenin nasıl bir hayat felsefesi, bir bakış açısı demeye geldiğini. Onun için bu anlamıyla besmele sekülerizmi reddetmektedir, yani Allah’ın karışmadığı hiçbir iş yoktur demektir. Onun için günaha besmele çekilmez. Niçin? Allah’ın razı olmadığı şeye, Allah’ın adı ile başlanmaz.
İşte hayatı besmeleli olan bir insan, hesabı verilecek bir hayat yaşamış demektir aynı zamanda.

“Bismillahirrahmanirrahim” in B harfinden sonra gelen ism bir görüşe göre sumu yücelikten, bir görüşe göre de alamet işaret manasına gelen vesm kökünden gelir. Tabii bunlar aynı zamanda iki farklı bakış açısının, iki ayrı ekolün yorumlarıdır. Ama ben ayrıntısına girmeyip hemen geçiyorum, yani eşyanın, isim sahibi olan her şeyin bir yüceliği vardır manasına gelir eğer sumu kökeninden geliyorsa. Sumu yücelik demektir. Şeref demektir. Yani isim sahibi olmak başlı başına bir şereftir. Yani var olma şerefine ermek demektir. Yokluğa karşı varlık bir şeref.

Eğer vesm kökünden geliyorsa bu seferde şu manaya gelir, işaret alamet, yani bir şeyin ismi o şeyin alametidir. O şeyin belgesidir. Bir şeyin ismi onun niteliğini gösteren bir belge demektir anlamına gelir.

Allah ismi özel bir isimdir. Fatiha içerisinde geçen Allah lafzını ben besmele de tefsir etmek istiyorum. Ki fatihanın içinde yeniden tefsir etme gereği durmayayım. Onun için Allah lafzı üzerinde bir miktar durmam gerekiyor.

Allah lafzı özel bir isimdir. Kur’an ı hakimde 2.000 i aşkın sayıda Allah’ın en çok geçen adıdır. Ve bu ad Allah’ın özel adı olması hasebiyle, Allah’ın tüm güzel isimlerinin de kendisine sıfat olduğu bir mevsuftur. Onun için Allah-u Kerimun, Allah-u Halıkun, Allah-u Azizun, Allah-u Alimun diyebilirsiniz. Yani Allah’ın tüm diğer isimlerini bu isme sıfat olarak kullanabilirsiniz. Onun için Allah’ın bir tek ismi vardır O da Allah lafzı celalidir ki tüm diğer isimlerine sıfat olabilir. O sebeple Allah ismi celali, Allah’tan başkası için hiçbir şekilde kullanılmaz. Türetilmemiştir. Başka görüşler olsa da, yaygın görüş herhangi bir kelimeden türetilmediği, müştak olmadığı yönündedir.

Yine çoğulu yoktur. Allah’lar denemez. Bunu söyleyen kimse cehaletini göstermiş olur. Yine Allah lafzı celalinin yerini hiçbir isim tutmaz. Onun yerine bir başka isim geçirilemez. Örneğin Tanrı, Örneğin İlah; Allah lafsının yerini kesinlikle tutmaz. Ancak Allah’ın diğer isimleri ile birlikte Allah’ın has ismi olan Allah kullanılabildiği gibi, Allah ismi dışındaki diğer isimler ve sıfatlar tek başına kullanılabilir.

Er Rahman. Rahman sıfatı müşebbehedir Arap dilinde. Bu bir şeyin özünü ifade eder. Yani bu kimdir sorusuna verilen bir cevaptır. Allah kimdir diye sorarsanız eğer, cenab-ı hak kendisini bize rahman diye tanıtıyor. Onun için errahman ismi de Allah’a hastır. İnsana verilemez. Bu yüzden alimler müfessirler isim olarak özel, fiil olarak genel demişler. Yani Er Rahman Allah’a has bir isimdir ancak tezahürü, tecellisi tüm alemi kapsar. Allah Rahman ismi sayesinde yerlere göklere lütfeder.

Rahman isminin kapsamında yalnız müminler değil, kafirlerde vardır. Yalnız canlılar değil cansızlar da vardır. Yalnız şuurlular değil şuursuzlar da vardır. Yani Allah Rahman ismi sayesinde gökleri tutmakta, hayvanları yaşatmakta, ağaçları, otları ve tüm alemi, varlığı ayakta tutmaktadır. İşte Rahman isminin bir tecellisidir.

Rahim ismi, Allah’ın kelime özelliği olarak ismi faildir. Mübalağa ile ismi fail, Allah’ın fiili sıfatına delalet eder. Rahman zatına delalet eder, yani ey Allah’ım sen kimsin sorusuna rahmandır cevabını verebilirsiniz.

Peki Rahimdir hangi soruya verilecek cevaptır? Onun sorusu da ; Ey Allah’ın sen yaptığın işi nasıl yaparsın.” Dır. Yani Rahmetle yaparım. Ben Rahmanım, acıyanım, ben rahmetliyim, merhametliyim, ben şefkatliyim, ben sevenim, yaptığım işi de rahmetle yaparım. Muamelemi Rahmetle yaparım. Onun için Rahim ismi fiilidir, Rahman ismi zatidir. Öz varlığına yönelik bir sıfattır, boyuttur rahmet, Ama Rahim Allah’ın fiiline mütealliktir. Yaptığı her bir şeyi Rahmetle yapar demektir. Onun için Allah bizatihi zatında rahmetli ve fiillerinde de merhametlidir.

Biz besmeleyi bu mana da şöyle tercüme edebiliriz; Rahman özelliği ile tüm yaratıklarına merhametle muamele eden Allah’ın adıyla. Tam tercümesini bu şekilde yapabiliriz. Rahman özelliği sayesinde tüm yaratıklarına merhametli davranan, merhametli muamele eden Allah’ın adıyla.

Besmele hüküm olarak fatihadan bir ayet mi, değil mi tartışmasına girmek istemiyorum. Bu konuda bizden önce çok söz söylenmiş ancak besmelenin Kur’an dan bir ayet olduğu konusu hiç kimsenin ihtilaf etmediği bir konudur.

Bilindiği gibi Neml suresinden bir ayettir besmele.

“İnnehu min süleymane ve innehu bismillahirrahmanirrahıym.” (Neml/30)

Süleyman A.S. ın Sebe kraliçesi Belkıs’a yazdığı mektup bu cümle ile başlıyormuş. Kur’an ın bize verdiği bilgiye göre. Oradan anlıyoruz ki besmele sadece Muhammed A.S. ümmetine has bir cümle değil, bir anahtar değil Muhammed A.S. ümmetinden önceki İslam peygamberlerinin de kullandığı bir anahtar. Yine bu sözümüzü, bu yargımızı Kur’an da ki bir başka ayette doğruluyor.

..bismillahi mecraha ve mürsaha .. (Hud/41) Gemiye binerken ve tüm inananlarını gemiye alırken, gemi hareket etmeden yani gemiyi bu cümle ile hareket ettiriyor. bismillahi mecraha ve mürsaha Tufan yolculuğuna Hz. Nuh Peygamber ve inananları böyle başlıyorlar. İşte buradan da anlıyoruz ki insanlık tarihi boyunca besmele İslam peygamberlerinin tümü tarafından bir anahtar olarak kullanılmış.

Bu bize neyi ifade ediyor? Şunu ifade ediyor; Evrensel değişmez değerlerin öbür adı olan İslam’ın, değişmez değerlerinden biri de besmelenin verdiği bakış açısıdır. Yani Allah;

1 – İnsanın her bir işine karışır.

2 – İnsan eğer Allah’ın yardımını istiyorsa, Allah ile başlamak durumundadır.

3 – İnsan yaptığı her bir şeyde Allah’a olan borcunu hatırlamak ve ona teşekkür etmek durumundadır. İşte bu insanlığın değişmez değerlerinden birinin değişmez bir göstergesidir.

Bu manada besmelenin Kur’an dan bir ayet olduğu konusunda hiç kimsenin tereddüdü yok. Ancak surelerin başında birer ayet mi sorusu sorulmuş ve buna farklı cevaplar verilmişse de bendeniz bu konuda besmelenin surelerin başında, sadece sureleri birbirinden ayırmak için yapılan bir iktibas, ayetten bir iktibas olduğu görüşündeyim. Fatihanın başındaki besmelenin de aynı olduğu görüşündeyim. Çünkü Besmele Peygamber A.S. İlk inen ayeti kerime şöyle başlıyordu. Besmeleyi emrederek başlıyordu.

“Ikra’ bismi rabbikelleziy halak.” (Alâk/1) yaratan rabbinin adıyla oku.

Demek ki peygamber A.S. a ilk indirilen ayet besmele ile başlamasını emrediyordu. Yani besmele ile başlamıyor, besmeleyi emrediyordu. Onun için Peygamber A.S. işte bu emri tutarak Kur’an okumaya besmele ile başladı