Genel, KADINCA, YAŞAM
Toplayın Bavulları Yolculuk Var!!!

   19 yaşımın son ayları… İçimde koca bir hüzün ve gözümde eksilmeyen minik havuzlar. Acıyorum akıp giden gençliğime, yeni keşfetmişim bazı şeyleri. Din nasıl yaşanır, başındaki örtünün hakkı nedir, Allah deyince kalbe sızı düşer mi, haramdan  nasıl kaçılır, teknik pek çok şey nedir, bunlarda var mıymış? Diye kafamda milyon soru dolaşıyor o zamanlar. Eksikliğim… nasıl diyorum bunca yaşa nasıl bu kadar eksik geldim ve diyorum nasıl bunca günah benim heybemde doldu?

   Bunların acısını öyle yaşıyorum ki bitmeyen bir yakarış “BEN SENİ BIRAKIP DÜNYAYA KAPILDIM AMA SEN BENİ BIRAKMA ALLAHIM” bırakır mı? Sevmez mi kulunu hiç, etmez mi merhamet? Bir davet geliyor bana hem de ne davet. Kimin evine çağırılıyorum bilin bakalım… Anlatayım biraz; param var biraz, hayalim de arkadaşımla Avrupa turu yapmak. Bir şeyler ters gitti ve ben bu sene Avrupa turuna çıkamayacağıma karar verdim. Neyse dedim seneye inşaallah. Sonra “UMRE” yazıları gözüme ilişmeye başladı. Dedim neden Avrupa oluyor da Umre olmasın. Bu para oraya harcanmasın? Sonra fiyatlara baktım maalesef benim birikimimin iki katı. Neyse dedim nasip değilmiş. Sonra tesadüfen gördüğüm bir afiş HAYDİ GENÇLER UMREYE… Diyanet yeni bir kampanya başlatmış oldukça uygun fiyata üniversite öğrencilerini umreye götürüyor. Dedim ki durma Beyza. Hızlı bir evrak serüveni, kayıtlar tamam ve gün sayma başlasın…

 


   Ve o gün geldi çattı. 29 Nisan. Ben geçen yaşlarıma üzülürken Rabbim bana davetini doğum günümde yaptı. Ben 20 yaşıma Medine’de girdim. Bunun tarifini bile yapamam. Havaalanında heyecanlı bekleyiş. Ve uçak havalandı. Tutamadım gözyaşımı. Düşünsenize yerden kaç km yüksekte Resulullahın mabedine gidiyorsunuz. Dilimde sadece ÇOK ŞÜKÜR ALLAHIM, gözümde de yaş… yolculuk sona eriyor, geliyoruz otele yerleşiyoruz ve hocalarımız diyor ki hadi yolu öğrenin sabah namazı için… Ve büyük buluşma. Ordayım işte birkaç adım önümde yatıyor Allah’ın resulü… YEŞİL KUBBEDE. Hemen yan taraf CENNETÜL BAKİ… Hz. Fatıma orda, Hz. Ali ve niceleri orda… işte diyorum KUTSAL TOPRAK. Aynı yerdeyim onlarla, bir zamanlar bastıkları yere basıyorum, aynı yere secde ediyorum anlasanıza onlarla aynı havayı soluyorum. Güvercinlerle dolu CENNETÜL BAKİ sağımda, YEMYEŞİL KUBBE karşımda ben MEDİNEDEYİM 20 yaşımda.

   Zaman öyle bereketleniyor ki, hemen alışıyoruz oraya ama gönülde bir de KABE merakı var hasreti var. Endişeleniyorum bazen ya diyorum tavaf çok kalabalık mıdır, tekim buralarda bir şey olur mu? Sonra da diyorum ki kendi kendime “seni evine davet eden seni korumaz mı? Sen O’na güven hele O’ndan başkası ne kadar baki sanki” Ve 3. Gün biniyoruz otobüslere… Heyecan dorukta biraz uykusuzum içim geçiyor sonra İhrama giriyoruz ve LEBBEYK…

   LEBBEYK ALLAHÜMME LEBBEYK yani diyoruz ki BUYUR ALLAHIM BUYUR BEN GELDİM BUYUR… adımlarımızı atarken Beytullah’a doğru, kalbim duracak gibi hissediyorum. Kesin diyorum içimden son nefesimi vereceğim şimdi. Yürüyoruz bilmeden ve hocalarımız BAKABİLİRSİNİZ ÇOCUKLAR DİYOR. Başımı kaldırdığım an gözüm durmuyor. Gönlüm susmuyor. Ben diyorum ben neler yaptım bunca zaman, ama sen beni çağırdın bana bu yaşta nasip ettin bunu ÇOK ŞÜKÜR RABBİM diyorum… Tüm heybeti, ihtişamıyla karşımda KABE… ONUN EVİ… anlıyor musunuz bu hissi bilmiyorum ama ORDAYIM… RABBİMİN EVİNDEYİM. Şaka değil, hayal değil onun huzurundayım… Ve tavaf… Rabbim için binlerce insan sanki ayarlanmış gibi zararsız ziyansız dönüyor GÖZLERİMİ ALAMIYORUM o ihtişamdan. Duaların biri bitip diğeri başlarken ağzımızdan çıkan amin arşa yükseliyor…

   Ve ben doyamadan oralara dönüyorum dünya yumağına. Ama şikayet edebilir miyim sizce? doğum günümü ben ORDA kutladım. Yeni yaşlarımın vaadini orda aldım. Son cümlem olarak diyorum ki o davetin tekrarı bana, niceleri de size olsun… O misafirliğin huzurunu, heyecanını gönlünüzde hissetmek, oraları görüp dualar etmek gözyaşı dökmek hepinize, hepimize nasip olsun inşaallah.