Genel, KADINCA, YAŞAM
Prensese Giden Yol!

PRENSESE GİDEN YOL!

 Gecenin ayrı bir gizemi var. İçinde her şeyi barındırdığı halde hiçbirini net olarak sunmuyor ortaya. Bayrak kimin elinde anlaşılmıyor çoğu zaman. Düşünceler mi, duygular mı baştaki? Hayal denilen bir gece gemisi var. En hırçın dalgalara kafa tutan, en engin denizleri aşan; çoğu zaman görkemiyle göz kamaştıran, çoğu zaman da yumuşak bir pamuk gibi pembenin en hafif tonuyla kalbe dokunan. Gecenin en alımlı kızı işte “HAYAL”. Hayran olunan, ulaşılamayan…

 


   Bir de bunun peşinde yiğit bir delikanlı var. Sonucuna aldırmadan, ileriye bakmadan, anı yaşayan, lafını hiç esirgemeyen; kırsa da, dökse de, parçalasa da, yıksa da hep haklı yanı bulunan bir yakışıklı. Tek ideali var, belki de tek felsefesi : Şimdi ve Olanlar… Doğruya, yanlışa, güzele, çirkine bakmadan anın padişahı : GERÇEK…

   Bu bizim GERÇEK hep HAYALİN peşinde. Nasıl bir tükenmez sevdaya düşmüşse artık kendine hep bir sebep üretip koşuyor sevdiğinin peşinden. Ulaşamayacağını biliyor olmak onu daha da şevklendiriyor. Biliyor çünkü ulaştığı hayal ulaştığı anda gerçeğin ta kendisi olacak. Biliyor çünkü kendisi de bir zamanlar birilerinin sevdasıydı. Uykuları bölen, yüzlere tebessüm olan tek sevda…

   Ama elde edilince o sevgili, pembe olmaktan çıkıverdi. Tıpkı diğerleri gibi. Neyse oydu artık. Görmek istediğin prenses değil, ya da duymak istediğin şarkı olmaktan çıkıp gerçeğin ta kendisi oluvermişti…

   İşte bu koşuşturmada ulaştığın sevgilin bir masal prensesi mi yoksa kötü bir cadı mı? İşte meselemiz bu. Buna karar veren ise sevgiliye ulaşmak için kullandığın yollar. Ana yol: VİCDAN. Karşılaşılan yol ayrımında vicdanı seçenler sağa dönüyor taşa toprağa aldırmadan, prensesi uğruna değeceğini düşünerek. Seçmeyenler bu yolu; belki dümdüz, engelsiz yolda, tıpkı yağan yağmur damlasının camda kusursuz ilerleyişi gibi ilerliyorlar onları bekleyen kırmızı elma için.

   Velhasıl kelam demem o ki; hayat içinde türlü yollar barındıran eşsiz ve kusursuz bir harita. Sahip olduğun iki yol ve ulaşmak istediğin tek nokta var. A noktasından B noktasına hangi yoldan hangi araçla gideceğin ise senin vicdanın, senin ilminde saklı. Yol zaten vicdandı, araba ise senin ilmin. Aracın ne kadar kaliteli ne kadar sağlamsa kat ettiğin mesafe de o kadar çok oluyor tabi ki. Mesele zaten elindeki imkanlar dahilinde elde ettiğin en iyi arabayla en doğru yolu bulmakta… Kötü arabayla da bulunur doğru yol, biraz uzun sürer belki. Ama yolun sonundaki prenses için değer.




   Amma velakin eğer ki altında Porsche ile pamuk prensesin cadısına koşuyorsan; işte o zaman VAY HALİNE, VAY HALİMİZE…